Startup’ı alan, Üsküdar’ı geçer

Bir girişimcinin en sancılı günleri ilk başladığı yıllardır. Birçok başarılı iş adamı da “Bir zamanlar şu küçük dükkanda işe başladım’ın hikayesini hiçbir zaman unutmaz, unutamaz. Çünkü yeni başlangıç yaptığı dönemlerin ilk başarı pırıltıları hep bu dönemlere denk gelir. Ya da tam tersi “Nasıl başaramadım?”cıların da muhakkak hikayesini dinlemişliğimiz vardır. Birçok girişimci veya başaramayanların “Ahh bi yüz bin liram olsaydı. O zaman işlerim yürürdü. Beni parasızlık bitirdi” dediğine de denk gelmişizdir.

Demek ki ilk başlangıçlar bir o kadar önemli, bir o kadar da zahmetli ve yıpratıcıdır bir girişimci için. Çünkü, bir girişimci işe ilk başladığında çölden bereketli topraklara kadar gideceği yolda enerjisini iyi kontrol edip ona göre hareket etmeli. Bu uzun yolculukta bazen ya kendi bildiğine göre gider, ya yardım alır ya da ne yazık ki görmek istediği bereketli topraklara ulaşamaz. TOBB İstanbul Genç Girişimciler İcra Kurulu olarak geçmişte yaptığımız bir araştırmada 2011 yılında kurulan şirketlerin üçte ikisinin 2013 yılında kapandığını görmüştük. Sürdürülebilir şirketler olmasının ne kadar önemli olduğunun altını bu vesile ile bir kere daha çizmiş olmalıyız.

NEREDE OLDUĞUNUN FARKINDA OLMAK

Outliers kitabında, ‘Doğduğunuz kültür, zaman ve mekan sizin ne olacağınıza karar verir. Mesela; Dünya 1929 yılındaki “Sanayi Buhranı’nı” yaşarken istediğimiz kadar başarılı olmak isteyelim yine de hedeflerimize varacak bir ortam bulamayabilirdiniz’ diyor. Haliyle başarılı olmanız için gereken iklimin de olması gerekiyor. Kendi bereketli vahanızı oluşturmak da her nasıl bir zamandan geçerse geçsin bir girişimcinin, iş adamı halini alabilmesi için en gerekli şeyin farkındalık olduğu bilincidir. Yani, ”neredeyim, ne yapıyorum, nereye gidiyorum, nasıl yapmalıyım ve en önemlisi bu işe girmezsem ne kaybederim”  Sorularını kendine sormalı bir girişimci.

DÜNYA ARTIK DİJİTAL KÜLTÜRÜN ELLERİNDE

Bugün Facebook ve Google uzay araştırmaları yapıyor. Dünyayı yerinden oynatacak kararlar alabiliyorlar. Haliyle sınırlar kalkıyor, insanlar birbirleriyle ticaret yapma imkanı buluyorlar. Yani dünya artık küçük bir köy olmuş durumda. Özellikle de Cloud sistemler ve Livestream video canlı yayınların artmasıyla birlikte bu durum daha da eğlenceli bir hal almış durumda.

İşte Startup’lara yatırım yapacak şirketlerin de bu merdivenin bir sonraki adımlarını kestirebilmiş olması gerekiyor ki, gerçekten doğru yatırımlar yaparak kendi öz varlıklarını ileriki yıllara doğru taşıyabilsinler.

Geçtiğimiz günlerde özel bir dijital zirveye katıldığımda Cem Boyner; dijitalin gelişiminin oldukça ilginç olduğunu, “Bir mağaza açıyorsak, iki mağaza kapatıyoruz” açıklamasını kulaklarımla duymuş oldum. Çünkü sanal mağazaların gücünün her geçen gün arttığını artık yatırımcılar da çok yakından takip ediyorlar. Özellikle ticareti çok etkileyen markaların Türkiye’ye gelmesiyle bu durumun çok daha ilginç bir hal alacağı aşikar. Mesala Amazon Türkiye önümüzdeki günlerde faaliyetine başladığında nelerin olabileceğini kestirmek çok da uzak değil açıkçası. Bir de gelişen akıllı teknolojilerin bu çorbaya çok başka tat katacağını da göz ardı etmezsek, ticaret 2.0’ın başladığını da söylemiş oluruz.

Google’un gazetelerin web sayfalarında reklam yerleri açmaya mecbur bıraktığı dijital kültürde yeni kelimesi sanırım bu cümlenin sonunda eskimiş olacak.

Diğer yandan sosyal medya dediğimiz bireylerin mecralarda cirit attığı ortamlarda reklam ve pazarlama da çok başka bir yere gidiyor diyebilirim.

ZAMANIN RUHUNU YAKALAMAK SANATTIR

Dünyada artık her şey değişiyor, girişimciliğin de mekanizmasında birçok değişiklik oldu. Özellikle Türkiye’de ve Dünya’da geçtiğimiz 10 yıl içerisinde girişimcilik kelimesi tüm literatürleriyle üniversitelerde, derneklerde, markalarda konuşulur oldu. İş hareket etmeye geldiğinde de özellikle dijital medyanın etkisiyle (internet) iyi bir fikr-i mülkiyeti olan hızla büyümeye ve 1900’lü yıllarda büyük gelişme kat eden sanayiyi sollayarak birinci sıraya yerleşmiş oldu. Haliyle sermayenin rüzgarı da başka türlü esmeye başladı. Markalar da bu değişen dünyaya ayak uydurmak için iyi fikirlere ve farklı bakış açılarına yatırım yapmaya başladılar. Dijitalin değişimi baş döndürücüydü.

Ünlü fütürist Japon asıllı Amerikalı Dr. Michio Kaku her 80 yılda bir yeni bir inovasyon dalgası oluştuğunu; ilk dalganın buhar makinasının icadıyla, ikinci dalganın elektrik ve otomobille, üçüncü dalganın ise ileri teknoloji, bilgisayarlar, uydular, lazerler, telekomünikasyon ve internetle olduğunu ancak bunun sürdürülebilir olmayan bir zenginlik yarattığını ifade ediyor. Dördüncü dalga ile biyoteknolojiyapay zekâ ve nano-teknolojinin gelişmesiyle tüm endüstrilerin tek tek dijitalleşeceğini söylüyor.

Yani bu şu demek gelecek yıllarda da girişimciliğin rüzgarı bilgi teknolojilerinden geçecek.

YATIRIMI ALMAK KADAR TAŞIMAK DA ÖNEMLİ

Neyseki bu baş döndürücü ortamda girişimciler melek yatırımcılar, destek ve hibeler, özel sektördeki iş adamları, şirketler ve devlet tarafından desteklenir oldu. Türkiye bugün, 1900’lü yıllardaki sanayi hamlesi trenini kaçırdığı bilinciyle, inovasyona dayalı Endüstri devrimini kaçırmaması gerektiğini konuşuyor. Burada dikkat edilmesi gereken tek unsur şuydu; Türkiye’deki şirketler teknoloji ve dijital pazarlama unsurlarını üretmediklerinden dolayı çok zor dönüşüm yaşıyorlardı. Öyle ki devlet tarafında, KOSGEB, KALKINMA AJANSLARI dijitalin de içinde olduğu bu yatırımları çok iyi bir şekilde anlayabilmeliydi diye düşünüyorum. Geçtiğimiz 5 yıl içerisinde bunun danışmanlığını alan birçok şirket dijital kültürü kendi bünyelerine tam olarak yansıtamasalar da çabalarının sonucunu alanlarında olduğunu söylemek gerekir.

Haliyle Startup destekler de oluşmaya başladı. Artık fikri sermayesini, girişimciliğe oradan da iş adamlığına taşımak isteyen genç insanlarla, geçmiş kökleri 50 yılı bulan dev şirketler aynı masada dirsek çürütmeye başladılar bile. Ben buna tecrübeyle, yeninin evliliği diyorum. Bu evlilikler şayet birbirini olumlu yönde etkilerse muhakkak başarının da geleceğini düşünüyorum.

Geçmiş dönemde hatırladığım bir Biletix yatırımı var ki gerçekten Türkiye’de en başarılı dijital yatırım farikasıdır diyebilirim. Bugün internetten bilet almak denildiğinde herkesin aklına gelen bu kültür geniş kitleler tarafından kullanılır oldu. Biletix fikrini ortaya atan genç ile KOÇ’un birlikteliğinden ticari bir değer de ortaya çıkmış durumda. Haliyle bu tip inovatif fikirlerin de nerelere gidebileceğine Türkiye için güzel bir örnek sayılır.

Tabi destek almak kadar bunu iyi bir şekilde taşımak bu enerjiyi mantıklı yerlerde harcamak da özel mentörler sayesinde iyi yönetilmelidir diye düşünüyorum.

SİZİ NASIL DESTEKLEYEBİLİRİM ACABA?

Kuşaklar arasındaki uçurumların oluştuğu bugünlerde, artık baby boomerlar, X, Y ve kısa bir süre sonra Z kuşağı birlikte çalışmayı öğrenebilmeliler. Çünkü sermayenin müteşekkilliğinin korunabilmesinin unsuru buradan geçiyor. Haliyle desteklenecek dijital fikirler için bu geçişleri iyi anlayabilen ve kestirebilen şirketler oldukça başarılı Startup’lar ve iş adamları meydana getirecekler diye düşünüyorum. Özellikle inovasyona açık projelere yatırım için nelere dikkat edilmeliyi maddeler halinde yazacak olursak,

  • Projenin sade, basit ve insanlar tarafından anlaşılır olmasına,
  • Operasyon tarafının hızlı ve kopyalanma riskini taşımamasına,
  • Küçük adımlardan, büyük adımlara doğru büyümesine,
  • Dijital kültürü oluşturan tüm mekanizmaların entegrasyonu ve projenin anlatılması için kullanılmasına, (Sosyal medya, Google, Web sayfa, Yazılım, CRM, SMS, vb.)
  • Ürün şayet ele avuca geliyorsa hızlı bir şekilde el değiştirip insanlar tarafından tüketilmesinin sağlanmasına, (tazedirekt’in başına gelenlerin iyi algılanması gerekiyor)
  • Pazarlama, reklam, dijital ve kreativiteyi birlikte kullanabilen yeni nesil bir reklam ajansıyla çalışılmasına,
  • Sermaye yapısının iyi ölçeklenmesi ve mali kaynakların iyi yönetilmesine,
  • Desteklenecek projenin gelişimlerinin de planlanıp orta ve uzun vadeli planlar yapılmasına dikkat edilmelidir.

Uzun lafın kısası dünyada dijitalleşmeyen veya akıllı teknolojilerin giremeyeceği bir yer kalmayacak. Bilgisayarlar, çipler o kadar küçülecek ve her yerde olacağı günlere doğru gidiyoruz ki, yeni ticaretin coin paralarla yapılacağı heyecan verici belirsizliği yaşadığı bugünlerde geleceğin vizyonunu iyi görebilen, geleceğe, gençlere yatırım yapan mavi okyanus stratejisine sahip şirketler başarıya doğru da yelken açmış olacaklar. (bkz. Mavi Okyanus Stratejisi kitabı)

Yatırımını klasik kalıplarda tutan şirketler ne yazık ki bu yeni dönemi okuyamayıp zorluklarla karşılaşabilecekler. Bunun için de bugünden, yarının mimarilerinin Ar-Ge’sini oluşturmak için ellerini çabuk tutmalarını tavsiye ediyorum.

Özellikle Türkiye için. 🙂

___________________________________

Bu yazı Turkishtime Dergisi Kasım 2017 sayısında yayımlanmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir