Singapur bitirmiş, okey’e dönüyor

Geçtiğimiz Temmuz ayı içerisinde Singapur’a 2 haftalık bir iş seyahati yapma imkanı buldum.

Açıkçası bu seyahatimle ilgili anlatmak istediklerime nereden başlayacağımı bilemiyorum. Aslında ara başlıklar altında toplayarak hem sizleri bilgilendirmiş, hem de bazı kritikleri aktarmış olayım.

SİNGAPUR NELERİ BİTİRMİŞ?
Singapur; eğitim başta olmak üzere, sağlık, bankacılık, teknoloji, şehircilik bakımından bir çok gelişmiş ülke ile birlikte ilk beş içerisinde yer alıyor. Singapur halkı, saydığım alanlardaki ilerlemeleri günlük hayatlarına da yansıtmışlar. Bu arada genetik araştırmalarda dünyanın en önde gelen ülkesi diyebiliriz.

Ağaçların dahi yerlerinin uydudan belirlendiğini öğrendim.

Ben ülkeden dönmeden önce “We are Singapore” kampanyasının hazırlığı içerisindeydiler. Okey’e dönüyorlar dememin sebebi aslında burada yatıyor. Birçok alanda edindikleri başarıyı şimdi “Marka Ülke” olmak için uğraş vererek tüm dünyaya göstermek istiyorlar. Ülkenin mottosu; “Tüm halkların yaşayabileceği bir ülke olmak” (Trump ve Kim Jong-Un bile burada nefes alıp verdiler:) Haliyle bu kampanya dahilinde Müslüman, Budist, Hristiyan, Musevi tüm insanların olduğu görseller kullanıyorlar. Bu kampanyaya halkın katılımı büyük oranda. Kampanyanın detaylarına bu siteden bakabilirsiniz > https://www.ndp.org.sg

TAŞIMA SUYLA BAŞLAYIP, KENDİ DEĞİRMENLERİNİ ÜRETMİŞLER

Uzun yıllar Malezya, Japonya ve İngiltere’nin etkisinde kalan ülke, sonunda kendi amaçlarına doğru hareket ederek, başarılarının üzerine başarılar eklemiş. Öyle ki ülke, peyzaj alanlarında kullanılacak ağaçları uydudan bakarak tespit ediyor.

GELELİM DERS-İ SAADETE

Yazının buraya kadar olan tarafı aslında gezi yazısı gibi olsa da bundan sonrasında ülkemiz adına çıkarmamız gereken bazı gözlemleri de paylaşmak istiyorum.

Ülke oldukça düzenli ve temizdi.

Singapur aslında yasaklar ülkesi değil. Tam anlamıyla şu; bir restoranda yemek yerken, yan masada birisi sigarasını yakarak size doğru üfleyemiyor, gidip sigara içilen alanda sigarasını içmesi gerekiyor. Sigara içmeyen biri olarak, bu açıkcası çok mantıklı. Hoş, içen de olsaydım, içmeyenleri rahatsız etmek istemezdim. Tüm mantık bunun üzerine kurulu.

Peki ülkemizde nasıl? İşe gidip gelirken trafikte uzun zaman kalıyorum. Geçenlerde seyir halindeyken önümdeki arabadan atılan sigaranın arabamın üstüne düşerek parlamasına şahit oldum. Bunun gibi trafikte o kadar sürücü görüyoruz ki. Bu, bizim için çok normal sayılırken aslında beyin haritamızı da ortaya koymuş oluyor.

Bizdeki bu rahatlık açıkçası tüm işlerimize de yansımıyor değil. Bugünlerde en büyük sorunumuz insan kaynaklı değil mi? Ortak bir yaşam kültürü oluşturamayan toplumlar, her şeyin en güzelini isteyip ona bir türlü varamadan birbirinin ayağına basarak kaos yaratıyor.

KÜTÜPHANE TADINDA MC DONALDS
“İlk etapta bu halk robot gibi mi?” diye düşünmeden edemedim. Mc Donalds’ta bile bir sessizlik, ders çalışan öğrenciler, sessizce yemeğini yiyip, birbirine saygı gösteren insanlar topluluğu gördüğümde böyle düşünmüştüm. Aslında doğrusu bu değil miydi? Sırasını bekleyen insanlar, çöplerini sağa sola atmayanlar, kapıdan içeri girip çıkarken, hiç olmazsa gözleriyle gülümseyen halk…

KAOSTAN MI SANAT ÇIKAR?

Marina Bay Sands’in 150 metre uzunluğundaki açıkhava “sonsuzluk havuzu”, Marina Bay Sands yapılarının tepesinde, 57. Katta yer alıyor ve havuz, dünyanın en yüksekteki, en büyük yüzme havuzu. Yüzerken Singapur’un tüm gökdelenlerinin izlenebileceği, Marina Bay’in en güzel manzaralarını sunan havuzdan yalnızca Marina Bay Sands Oteli’nin misafirleri yararlanabiliyor.

Singapur’a gitmeden önce çok fazla yazı okumuştum. Bunlardan birisi de çok disiplinli bir ülke olduğundan özgün sanatçı çıkaramadığı yönündeydi. Ancak durumun öyle olmadığını sergi ve sanat salonlarını gezdiğimde gördüm. Şöyle ki, ülkemize gelen sanat gösterilerinden daha fazlası Singapur’a gidiyor. Ayrıca yerel sanatçılar da onlarla birlikte kendilerine yer buluyor. Haliyle zaten kazandıkları parayı neye harcayacaklarını şaşırmış bir halk da bu salonları dolduruyor.

GİRİŞİMCİLİK VE İŞ HAYATI

Singapur bugünlere siyaset üreterek değil sömürge olduğu zamanda uluslararası ticarette öğrendikleriyle gelmiş. Kısacası çok uzağa gitmeden tek şey söylemek istiyorum: Çalışmak.

Singapur’da iki StartUp şirketle görüştük ve inanın çok fazla yardımcı oldular. Şirket kurmak bir o kadar basit ve bir o kadar da prosedürleri az. Devlet tüm işlemleri dijital üzerinden yapmayı kafaya takmış olmalı ki, bir kaç seneye kadar tüm işlemleri dijitalleştirmek hedefinde. Danıştığımız bir firma, 25 yeni kurulan şirketten sadece 5’inin yaşamadığını belirtti.

Hissedilen kişi başına gayri safi milli gelir 70.000 Singapur doları (amerikan dolarına çok yakın değeri. 1 dolar= 1.33 Sdolar) iken, resmi olarak 56.000 SDoları olarak belirtiliyor.

Ülkede saat 20.30’a kadar çalışılıyor, bunu 18.30’a indirmek istiyorlar. Cumartesileri bazı yerler çalışıyor, bazı yerler çalışmıyor. Bir kaç sene öncesine kadar Cumartesi günleri de çalışıyorlarmış.

Singapur’da ticaretin döndüğü marina bölgesindeki gökdelenlerden bahsetmeme gerek yok. Her şey arkada bir miktar görünüyor 🙂

Bu arada insanlar çalışırken gözlemlediğim kadarıyla, işleyiş zorla değil. İnsanlar işlerini gerçekten hakkını vererek ve uzmanlaşmış yapıyorlar.

En önde gelen sektörler bankacılık ve taşımacılık olmakla birlikte, teknoloji (yazılım), telekomünikasyon, lokomotif olarak görülüyor.

Açıkcası buraya yatırım yapabilecek iş adamları için, bu minik ülkeden Uzakdoğu ve tüm dünyaya da açılma şansı var.

Singapur için tek söyleyebileceğim olumsuz şey pahalı olması. Ancak belki de Türkiye’den gittiğim için böyle düşünmüş olabilirim. Sonuçta yıllık kişi başına düşen gelir 70 bin dolar.

PAZARLAMA VE REKLAMCILIK

Arkamdaki bina National museum of singapore. Burada Singapur tarihine yönelik bir çok parça görebilirsiniz.

Gördüğüm kadarıyla, kendi sektörümden bir çok büyük ajans orada irtibat büroları açmasına rağmen Singapur klasik reklam ajanslarından ziyade, işin kurgu ve pazarlamaya dönen tarafındaki yaratıcılığa çalışıyor. Yani daha açık söyleyecek olursak, klasik anlamda ürün/hizmet tanıtımı yapılmasından ziyade, tüketiciye gidecek yollarda yaratıcılık gerçekleştiren, bunu sayısal olarak raporlayıp, satışı arttırabilen ajanslar yer alıyor. Bunun en güzel örneğini Arcade Agency olarak gösterebilirim. Ayrıca yine önümüzdeki 5 yıl içerisinde klasik anlamdaki ajansların yok olacağı yönünde hem fikir oldum.

Sanırım önümüzdeki yıllarda Türkiye’den görüştüğümüz bir kaç yatırımcı ile sanırım önümüzdeki yıllarda başkanlığını yürüttüğüm 1,618 Creative Ad Works‘ün ofisi Singapur’da olacaktır.

ŞİMDİ SÖZÜM ÖZE
Zor bir coğrafyada yaşadığımızı biliyorum. Hiçbir şey kolay değil. Ancak daha fazla çalışarak, özellikle yazılım ve uluslararası markalaşma arenasında bilgiyi transfer edebilen şirketler halini almamız gerektiği gerçeği ile yüz yüzeyiz. Hele ki şu günlerde ihracatın çok konuşulduğunu düşünürsek İngilizce konuşmayan, dijital pazarlamayı kullanmayan şirketlerin bu arenalarda yer bulması çok zor.

Aksi halde girişimciliği konuştuğumuz seminerler ve toplantılar sadece sonuç bildirgelerinden başka bir işe yaramaz.

Singapur’u görünce içimden geçen sözü eklemek istiyorum > Uçamazsan koş, koşamazsan yürü, yürüyemezsen sürün. Ama ne yaparsan yap ilerlemek zorundasın. | Martin Luther King 

__________________________________________________

*** Singapurla ilgili resmi bilgileri alabileceğiniz link T.C. Dış Ticaret Bakanlığımızın ilgili web sayfası için burayı tıklayınız.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir