Parmak izi reklam ve pazarlama iletişimine merhaba!

Yazımız biraz uzun olabilir bunun için sizden şimdiden sabır ve özür diliyorum.

Hızlıca sizleri İ.Ö. 1275’li yıllarda 2000 yıl boyunca medeniyete beşiklik etmiş Perge’ye götürmek istiyorum. Genelde iş için yaptığımız seyahatlerde vakit olduğunda kültürel zenginlikleri de ziyaret etmeyi seviyoruz. Perge’nin kültürel bulgularına şimdi girmeden, dikkatimi çeken reklam ve pazarlama kavramının ta o günlerde varolduğu gerçeğiydi. Çünkü Agora denilen bugünkü AVM anlamına gelen sıralı dükkanların önlerinde mermerlere oyulmuş dükkan tabelaları vardı. Hatta insanoğlu taşların üzerine kendi yaptığı işi sembolize eden vinyetlerle anlatmayı seçmişti. Aslında değişen pek de bir şey yoktu. İnsanlık Alvin Toffler’in üç dalga tanımı üzerinden bakacak olursak;

  • Tarım toplumu
  • Sanayi toplumu
  • Bilgi toplumu

olarak hayatlarına devam etmişler, ediyorlar. Yani İ.Ö. tarım toplumu, büyük üç tanrılı din dahi dünyada değilken insanoğlunun ticaretinde iletişim mevcuttu.

Neyseki bugün “Bilgi toplumu” olma yolundaki insanoğlunu dünden ayıran sadece tek büyük gelişme tüm alışkanlıklarını değiştirdi. Daha dün AVM’lerde sınırsızca alışveriş yapan, ya da dünyanın bir ucuna gidip tatilini sadece fotoğraf makinesiyle çekip insanlara göstermek için kartlara basıp ancak slaytla gösterebilen insanoğlunu internet ve buna hizmet eden cihazlar özellikle mobil olanlar derinden sarstı.

Şimdilerde daha önce gittiğimiz AVM’lere kaç kişinin girdiği, hangi dükkanları tercih ettiği, alışveriş yaparken nelere dikkat ettiği, hangi ürünün daha fazla satıldığı, bu satın almaları yaparken AVM içinde kaç adım attığını dahi veri haline getirebilen yazılımlar bulunuyor.

NEREYE GELMİŞTİK?

İnsanlık internet ve teknolojileri ile tanıştıktan kısa bir süre sonra ürün veya hizmeti almanın yollarını da bulmaya başlamıştı. Ben özellikle e-ticaretin kullanıldığı bu üç perdeyi şöyle tanımlıyorum;

  • Ürün göster ancak satışı telefonla yap dönemi
  • Ürünü göster ödeme sistemleriyle yap dönemi
  • Ürün/hizmeti göster ve tüketicinin ayağına kadar götür dönemi

Biz şu anda 3. Dönemi yaşıyoruz. Yani artık ayağımıza kadar taksi veya dondurma gelebiliyor. AGORA > AVM geçişi çok uzun yıllar alıyorken, İNTERNET > E-TİCARET dönemi bir o kadar ışık hızıyla gerçekleşmiş oldu. Yani artık elimizdeki cihazlarla dünyaya hükmettiğimiz bir döneme gelmiş bulunuyoruz.

NEREYE GİDİYORUZ?

Gelecekte pazarlama iletişiminde çok kullanılacak 5 teknolojinin videosunu aşağıda sizlerle paylaştım, bu teknolojilerden kısaca bahsedecek olursam:

  • Beacon Teknolojisi: Düşük enerjili Bluetooth (Bluetooth low energy – BLE)  teknolojisini kullanarak konum bilgisi sağlayan bir teknolojidir. Daha basit bir şekilde anlatmak gerekirse Beacon teknolojisine sahip ürünler veya cihazlar pasif sinyaller yayarak yakınlarındaki akıllı telefonlar ile etkileşime geçebilirler. Mesafeye bağlı olarak kişilere ulaşan bu teknoloji, sonrasında ise etkileşime geçtiği kişilere istenilen bilgileri iletebilir.
  • Facial Recognition: Birçok alanda kullanılacak yüz tanıma cihazları sayesinde bireyleri takip ederek birçok veriyi tanımış hale gelmiş olacak. Özellikle toplu alanlarda kullanılacak bu teknoloji sayesinde birçok insanın satış mağazasına kaç defa geldiği, duygu durumu ve satın aldığı ürünler hakkında veriler tutulabilecek. Bugünlerde telefonların bile yüz tanıma sistemine geçtiğini düşünecek olursak geleceği daha iyi tahmin etmiş olabiliriz.
  • Robot Asistants: Özellikle gerçekleştirilmiş modellerinde gövdesinde geniş ekran bulunan robotlar sizin sorularınızı cevaplandırıp satın alma veya bilgiler almanızı sağlayacak. Bugünlerde SmartDisplays teknolojisine hazırlanan Google ise gelecekte GoogleAsistance hizmetini devreye sokacağa benziyor.
  • Smart Mirrors: Özellikle AVM’lerde daha sonra da hayatımızın birçok alanında kullanacağımız aynaların ekran haline gelmesi ile alışveriş ve hayatımızda birçok değişiklik olacağa benziyor. İzleyeceğiniz videoda olduğu gibi satış görevlisine aynadaki ekrandan başka bir elbise denemek istediğinizi bildirebileceksiniz.
  • Auto Checkout: Bu teknoloji ile kredi kartını belki de fiziki olarak terkedip sadece üzerimizdeki bir cihazla (şimdilik telefon gibi) alışverişimizi yapıp çıkacağız. Çıkarken de almış olduğumuz hizmetin bedeli bankadaki kredimize işlenmiş olacak. Bugünlerde AmazonGo denemeleri yapılıyorken gelecekte birçok noktada kullanılacağa benziyor.

Evet bu kadar teknoloji gelişirken aslında bazı teknolojilerle de vedalaşma zamanı geliyora benziyor. Özellikle GSM teknolojisinin vadesini doldurduğunu düşünüyorum. Geçtiğimiz günlerde Apple yazılım tabanlı eSIM’i duyurduğunda düşüncelerimin doğru olduğunun ilk adımını da görmüş oldum. Yani internet üzerinden tüm cihazlar birbirleriyle görüşeceğine göre GSM çok eski bir teknoloji olarak kalmış olacak. Özellikle yine Apple’in keynote’unda beni en çok etkileyen şey Watch ekranının biraz daha büyümüş olmasıydı. Çünkü giyilebilir iOT teknolojilerininin önümüzdeki dönemlerde çok daha fazla gelişeceğini düşünüyorum. Hatta cep telefonunun zaman içerisinde kaybolması işten değil. Onun yerine üzerimizde daha taşınabilir bir teknoloji ile dolaşacağımız aşikar.

TÜRKİYE’DEKİ PARALARIN SADECE %8’İ KAĞIT

Evet dünya ister istemez dijital paralara geçtiğine göre, yeni ticari düzende de bitcoin mantığındaki dijital paralar kullanılmaya başlanacak. Dünya aslında yukarıda da belirttiğim gibi kağıt paradan uzaklaşıp dijital paraya geçmişti bile. Uzağa gitmeden örneklendireyim üzerimde kağıt para taşımadığım çok oluyor. Haliyle gelecekte de dijitalden ödeme yapmış olacağız.

AMAZON ORMANLARINDA BAHÇIVAN OLMAK (BIG DATA, SMALL DATA)

İnternet insanları birbirine bağlarken bir yandan da insanların bilgilerini kaydetmeyi öğrendi. Haliyle ortaya öncelikle Martin Linstrom’un da kitabını yazdığı BIG DATA çıktı. Yani insanlar artık tüm bilgilerini dijital teknolojiler sayesinde birçok yere bırakmaya başladılar. Hoş o günlerde Kişisel Verileri Koruma Kanunu çok da kimsenin umurunda değildi. 🙂

Daha sonra yine SMALL DATA önemli denildi, çünkü BIG DATA’dan insanları bulmak ve sınıflandırmak çok zordu. Bunu daha optimize eden yazılımlar sayesinde de SMALL DATA’lar elde edildi. Yani toplulukların neler yaptığı, nelerden hoşlandığı, nasıl vakit geçirdiklerinin verileri elde edilmeye başlandı.

Tüm yukarıda anlattıklarımı dünya yaşarken, yavaş yavaş da optimizasyonun son halkası olan insana doğru adımlar atılmaya başlamıştı. Çünkü kimse BIG DATA ve SMALL DATA ile bugün artık uğraşmıyor. Herkes bireyin peşinde. Devletler de, (Trump’ın Amerikan seçimlerinde yaptığı) mağazaların da, (Hey Ayşe bugün ürünün bitmiş olabilir yenisini sana özel indirimle alabilirsin) ya da bir araba markasının, (Hey Sefa motor yağın bitti. En yakın zamanda servise bekliyoruz) mesajları tüm bunları barındırmıyor mu?

…VE KARŞINIZDA FINGER PRINT (PARMAK İZİ)

İnsanoğlu PERGE’deki ticaretinden bugüne kadar geçen zamanda en sonunda kendine ulaşılmasını istediği sistemlerle karşı karşıya. SMART TECH ürünler artık tüm insanlığın hizmetinde. Geçenlerde UPGRADE adında sinema filmine gittiğimde yazılımın nasıl insanları kullanabileceğini de görmüş oldum.

Yani artık dijital bir cihaz veya kredi kartı kullanıyorsanız bulunmamanız mümkün değil. Ben de buna parmak izi pazarlama iletişimi diyorum. Bundan tam 15 yıl önce söylediğim parmak izi reklam dönemine merhaba dediğimiz bugünlerde Türkiye’de özellikle Kişisel Verileri Koruma Kanunun’da yürürlüğe girmesiyle bilgileri daha mantıklı kullanılacağı ve kişisel bilgilerin ne kadar önemli olduğu gerçeğiyle karşı karşıyayız.

Tüm telefonlarda neredeyse parmak iziyle açılabilip, aynı zamanlarda alışveriş yapılırken kullandığımız teknolojiler de hayatımıza iyice girdiğinde insanın etrafında sanal bir cennet meydana getirileceği aşikar. Kuaför, taksi, dondurma vb. hizmetler artık parmaklarımızın ucunda. Yeter ki siz isteyin, getirsinler.

HEDEF KİTLEYE NE OLUYOR?

Hedef kitle tanımları her zaman tartışıladurur. Çünkü biz kime satıyoruz? Hedefimiz ne? Kitle ne yapıyor gibi sorular bugünlerde yine karışmış durumda. Dün hedef kitle tanımlamak için statü, demografi ve jeografi gibi verilere bakılırken, bugün artık dijital teknolojilerin gelişmesiyle kişinin değerleri, kültürel çevresi, motivasyonlar, karar mekanizmaları, bilinçaltı, karakter özelliklerine de bakılabiliyor. Hoş birçok hedef kitle bundan rahatsız olsa da seve seve sosyal medyada izini rahatlıkla her yere bırakmış oluyor. Aslında dijital teknolojilerle karşılıklı bir duygu akışı diyebiliriz. Buna kısaca psikografi deniliyor. Haliyle Facebook’un bugün karşı karşıya kaldığı Cambridge Krizi de aslında tüm bu anlattıklarımıza bir örnek olabilir.

YANİ FACE TO FACE YOK, SIDE BY SIDE VAR

Bugün hedef kitle kategorilere konulmayı, sınıflarda bulunmayı sevmiyor. Açıkcası markaların ona bir şey satmasını da sevmiyor. Hatta elinden gelse ücretsiz olsun bile diyecek güce sahip. O yüzden geçmişte kuponlar modayken, hala günümüzde havuç olarak indirimler kullanılıyor. Yani bir mağazaya gittiğimde karşımızda buyrun size ne satayım dönemi bitiyor. (Face to Face) Artık size yardımcı olan ve kullanılan ürünün size nasıl faydalı olacağını bir arkadaş gibi anlatan markaların dönemi geliyor. (Side by Side) Buna en güzel örnek fiziki Apple mağazalarıdır. Gittiğinizde kasiyer yoktur. Satış danışmanları vardır, yanınızda durarak size yardımcı olup ürünle ilgili bilgi verirler. Şayet satın almaya karar verirseniz ellerindeki ufak cihazdan satışınızı sonlandırırlar.

PEKİ MARKALAR NE YAPIYOR?

Markalar bugünlerde tek başlarına ayakta kalabileceklerini çok düşünmüyorlar. Çünkü hedef kitle artık çok fazla sadık değil. Özellikle Y kuşağı ve sonrasında gelen Z kuşakları bu örgütlenmeyi kendi içlerinde barındırıyorlar. Bugünlerde ufak ufak marka kovalent iş birliklerini görmüyor değiliz. Apple ile Nike Watch’da bir araya gelerek bir uygulama meydana getirdiler. Haliyle gelecekte birçok marka bu şekilde tamamladıkları hizmetlerle bir araya gelerek projeler meydana getirip düet yapmaya başlayacaklardır.

GELECEK Mİ?

Gelecekte nelerin olabileceğini tam olarak biz faniler bilemiyoruz. Çünkü artık gelecekte nelerin olabileceğine Sosyalizm, Kapitalizm ne de başka bir İZM yön veriyor.

Ancak, bunun nasıl olacağına ise SEN karar vereceksin. 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir