Ekosistem mi? Egosistem mi?

İnsan duygularına çalışan bir de en fazla da kendi kendini kandırabilen bir varlık. O yüzden birçok yazar, felsefe taşı büyük düşünürler özellikle bir insanın kendisinden başka düşmanı olmadığı gerçeğini ispata çalışmıştır.

Ego ise bir insanın en güçlü duygularından biridir. Çünkü aslında insanı vareden kendi şaheserinin eşsiz olduğunu düşünmesidir. Yani en fazla kendi yaptığını önemseyip, kendisinin başka insanlardan daha farklı olduğunu düşünmesidir. Haliyle “burnu kaf dağında” “küçük dağları ben yarattım” ya da “dünya burnumdan aşağı” ifadeleri de aslında bir egonun yansımalarıdır. 

Dünyayı takmayan Neyzen Tevfik’in şiirlerine baktığımda bu egoyu koklarken, sanatçıların da egolarını kendi yaptıkları işe yansıttıklarında başarılı olduğunu görebiliriz. Dali’nin egosunu normal bir insana yüklesek sanırım yolda bile yürüyemezdi. Haliyle Dali egosu dediğimiz şey de sanırım bir çok insanı kendine doğru çekmeyi başarmıştı. Ya da düşünsenize Madonna’sınız ve tüm stadyum sizin adınızı bağırıyor. Banliyo trenlerinde büyümüş küçük bir kızın egosunu yansıttığı işiyle nasıl da iftihar ettiğini sanırım biz yaşayamayacağız. 

EKOSİSTEM NE OLA?

İşte her insanda varolan bu egoyu doğru bükebilecek özfarkındalığa gelen insan nasıl hareket etmesini bilen insandır. Yaptığım iş gereği birçok dernek, oda, marka, şirket vb. yerlere girip çıkıyorum. Egosunu kontrol edip, kendi ekosistemini oluşturabilen bireylerin daha başarılı olduğunu gözlemliyorum. 

EGOSİSTEM NE OLA?

Aksi halde hareket eden ve egosundan kasılarak gezen egosistemli insanların ise kendi denizlerinde boğulduğunu söyleyebilirim . Çünkü, o kadar kendilerini önemsiyorlar ki, mutluluğun, kuşların, bir papatyayı, bir ağacın süzülüşünün, bir çocuğun ilk heyecanlarını, rüzgarın esintisini, güneşin parıltısını, ayın şairliğini göremeden günlerini harcıyorlar. 

EGOBÜKÜCÜLÜK

Hepimizin nefsi var, hepimiz bu dünyada bir şeyler yapmak için geldik ve amaçlarımızı, hayallerimizi reelde gerçekleştirip ‘bakın ben yaptım’ demek istiyoruz. Bu duygu için bir köy, bir araba bağışlayan insanlar biliyorum. 

Hayat yolcusu olan insanın, kendi içinde egosunu yaşatmak için kuşattığı o konfor alanından çıkıp, çevresindeki insanlara gülümseyerek, içtenlikle merhaba diyerek işine gücüne hayatına samimiyetle bakması gerekiyor. O zaman, egosunu yaptığı şeylerin eline geldiğini ve onları bile gülerek elinin tersiyle ittiğini görecektir.

Böylece ne hayatı çok basite alarak, ne de çok ciddiye alarak yoluna bakmış olacak.

🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir